Evlilikteki Kabus; "Beni Anlamıyor!"

EVLİLİKTEKİ KABUS; "BENİ ANLAMIYOR!"

            Her bireyin, evlilikten beklentileri farklıdır. Kimi sadece sevgi ihtiyacının karşılanmasını, kimi düzenli bir hayatının olmasını, kimi hayatın yükünü biri ile paylaşmak istediği için evlenir. Ancak ortak bir nokta vardır ki, bu ilişkilerdeki kilit noktayı oluşturur; anlaşılma isteği....

            Tüm insani ilişkilerde, kişinin istediği en temel ihtiyaç anlaşılmaktır. Karşımızdakinin bizi anlamasını, duygularımızı hissetmese bile, duyumsamasını, istek ve ihtiyaçlarımızı, dilek ve şikayetlerimizi kavramasını bekleriz. Ancak bu şekilde kendimizi değerli hissederiz çünkü.... Anlamak ve anlaşılmak, iletişimin en temel taşıdır baktığımızda.... Ancak bu her zaman ve her koşulda mümkün olur mu? Elbette ki hayır! Bazı durumlarda anlaşılmanın veya karşımızdakini anlamanın önüne çeşitli engeller çıkar. Örneğin, erkeğe ve kadına yüklediğimiz "-meli/-malı" kalıp yargılarına sahip olmamız, kültürel özelliklere dayandırdığımız "-meli/-malı" kalıp yargılarımız, karşımızdakine ifade etmediğimiz ancak karşımızdakinden anlamasını istediğimiz gizil beklentilerimiz, içinde bulunduğumuz ruh hali ve öfkeli duygu durumun etkisi ile karşımızdakinin söylediklerinden ziyade, kendi yaptığımız çıkarımlara odaklanmamız, karşımızdakinin zihnini okuyormuşçasına; "kesin böyle düşünüyor" şeklinde takındığımız tavır, iletişim önündeki engeller olarak bilinir. Tüm bu engeller, anlamaya ve anlaşılmaya darbe vurur, konuşmayı çıkmaza sokar ve çiftlerin kendilerini değersiz hissetmelerine sebep olur.

            Değersizlik hissi, insanı içten içe tüketen, anlamsızlaştıran ve depresif duygu durum yaşamasına neden olan, örseleyici bir duygudur. Bu duygunun etkisiyle iletişim kurmak daha da zorlaşır ve bir kısır döngünün içine girilir, sorunlar konuşulamaz hale gelir, susulan durumlar öfkeyi arttırır, ifade edilmeyen öfke, karşımızdakine duyduğumuz tüm olumlu hisleri görmemizi engeller, pozitif olan tüm durumlar birden değerini yitirir ve negatifliklere odaklanmaya başlarız.... Dolayısıyla sorunun çözümü de hayal olur... Konuşulamayan sorun çözülemez, çözülemeyen sorunlar ise mutlu etmez....

            Peki tüm bu engellerin ve iletişimsizliğin nedenlerinin üstesinden gelinebilir mi? Bunun yöntemi nedir? Evet, iletişimin önündeki bu engellerin üstesinden gelmek mümkün... Elbette herkesin sorunlarla başa çıkma yöntemi birbirinden farklı, olaylara verdiğimiz tepkiler oldukça çeşitli. Ancak genel olarak uygulanabilecek ve uygulandığında pozitif sonuç verme ihtimali oldukça yüksek bir kaç öneri sunulabilir;

  • Her şeyden önce, sakin olmak, eğer öfkemiz karşımızdakini dinlememizi engelleyecek kadar fazlaysa, sakinleşmek için kendimize zaman vermek, belki mekan değiştirmek, ortamdan bir kaç dakikalığına ya da saatliğine -size ne kadar iyi gelecekse- uzaklaşarak yalnız kalmak, iletişim için kendimizi hazırlamamız anlamına gelir. Uygun ortam ve şartları sağlamak, eylemi gerçekleştirmenin anahtar noktasıdır....
  • Karşımızdakinin söylemediklerine değil, söylediklerine odaklanmak önemlidir. Zihin okumak, karşımızdakinin söylemediği ancak "kesin böyle düşünüyorsun" gibi düşüncelerimizi temel alarak ithamlarda bulunmak, hem suçlayıcı hem de saldırgan bir tavır içinde olduğumuz izlenimini verir ve bu da iletişimi engeller.
  • "Ama o erkek, alttan almalı", "ama o kadın, kırıp dizini evde oturmalı" gibi, kendi yargılarımızı, karşımızdakinin sorumluluğuymuş gibi kabul etmek, iletişimi engeller. Elbette ki insan olarak, olayları kendi doğrularımız çerçevesinde değerlendirmemiz çok doğal. Ancak her bireyin doğrularının farklı olduğu, her zihnin düşünce tarzının ayrı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. İletişim kurduğumuz kişinin de yargılarını öğrenmeye çalışmalı, ortak noktada buluşmayı denemeliyiz.
  • İsteklerimizi, ihtiyaçlarımızı açık, net ve anlaşılabilir şekilde, emir olarak değil, ben dili rica olarak karşımızdakine aktarmamız, anlaşılmamızı kolaylaştırabilir. Çünkü aklımızdan geçenleri, partnerimize aktarmamızın tek yolu, bunu ifade etmektir. Kimse bizim ne düşündüğümüzü, biz söylemediğimiz sürece bilemez... Dolayısıyla beklentilerimizi üslubunca söylemek önemlidir. Örneğin, eşiniz size sormadan program yapıyor ve bu sizi rahatsız ediyorsa, surat asıp, karşınızdakinin bunu anlamasını beklerseniz, sadece bulunduğunuz ortamı ve zaman dilimini, kendinize zehir etmiş olursunuz. Bunun yerine, "bana sormadan program yapılması, beni biraz rahatsız ediyor, çünkü bugün için benim de yapmayı istediğim farklı şeyler vardı, bir program yaparken bana da fikrimi sorarsan, çok sevinirim" şeklinde ifade etmek, bir dahaki sefer nasıl davranmasını istediğiniz konusunda eşinize net bir yol göstermek anlamına gelir...
  • Bireysel farklılıklara saygı duymakta, iletişimdeki kilit noktalardan biridir. Her birey eşsiz ve biriciktir. İlgi ve zevkleri birbirinden oldukça farklıdır. Dolayısıyla, sizin yapmaktan hoşlandığınız bir eylemden, partneriniz hoşlanmıyorsa, buna farklı anlamlar yüklemek yerine, saygı duymayı, karşınızdakini olduğu gibi koşulsuzca kabul etmeyi deneyebilirsiniz....

            Bu ve benzeri bir çok farklı iletişim stratejisi kullanılabilir, etkili bir iletişim için. Ancak yine de sorunları çözemiyor ve iletişim önündeki engellere takılıp kalıyorsanız, bir uzmandan destek almanız da fayda var...

  

.

...

Uzman Psikolog desteği için iletişime geçin

BENİ ORAYA GÖTÜR