Evlilik ve Çift Terapisi

EVLİLİK VE ÇİFT TERAPİSİ

            İlişkilerdeki değişim ve gelişimi sağlamak adına, aileler ve çiftlerdeki yakın ilişkinin çalışıldığı psikoterapinin bir alt dalıdır.

            Aynı evin içerisinde, farklı kişilik özellikleri olan, farklı ortamlarda yetişmiş, farklı duygu ve düşüncelere sahip, zevkleri, istekleri birbirinden tamamen farklı bireylerin, ortak bir yaşam alanını paylaşması, ortak eylemler planlaması ve ortak bir ideale sahip olması, aslında görüldüğü ya da düşünüldüğü kadar kolay değildir. Bireysel farklılıklar, kişilerin ortak bir hayatı paylaşmasında, büyüklü, küçüklü çok farklı sorunlara neden olabilmektedir. Bu sorunlar kimi zaman bireylerin duyarlılığı ve kaliteli iletişimi ile aşılabilirken, kimi zaman da aşılamayarak, ilişkinin sonlandırılması ile sonuçlanabilmektedir. İşte evlilik ve çift terapisi, ortak bir hayatı paylaşan çiftler arasında yaşanan problemleri irdelemeyi ve bu problemlerin nedenleri ve sonuçları hakkında, bireylere farklı bakış açıları kazandırmayı amaçlamaktadır. Ancak şu husus unutulmamalıdır ki; evlilik ve çift terapisi, her ilişkinin mutlulukla devam etmesini sağlamayı amaçlamaz. Evliliği sürdürecek temel faktörlerin bittiğinin görülmesi durumunda, danışanların bu konuda iç görü kazanmasını sağlamak ve danışanların kendi kararlarını kendilerinin verebileceği olgunluğa gelmelerine, güçlenmelerine yardımcı olmak, ana hedeftir. Ayrıca; evlilik ve çift terapisti, çiftler arasında bir hakem rolünü üstlenmez, etik ilkeler gereği üstlenemez.... Terapistin rolü, sadece yaşanan sorunun tespitine, sorunun nedenlerine, çözümüne ya da sonuçlarına dair, danışanlara değerlendirme yetisi kazanma noktasında yardım etmek ve çiftleri tüm bu durumlarla etkin baş etme metotları konusunda bilinçlendirmektir.  

Evlilik Sürecinde Yaygın Olarak Yaşanan Başlıca Problemler

  1. Rollerin uygun paylaşılamamasına bağlı olarak, yaşanan sorunlar; Her şeyden önce, çiftler, kadın ve erkek rolünü üstlenmeli, bu rolün gereğini yapmaya gayret göstermelidir. Bu rollerde, tutarsızlıkların, belirsizliklerin olması, ilişkide karmaşaya neden olarak, çatışmalı aile dinamiklerinin gelişmesine, dolayısıyla tutarsız ve kaotik bir aile yaşantısına sebep olabilmektedir.
  2. Sınır problemlerine bağlı olarak yaşanan sorunlar; İşe önce partnerlerin kendi sınırlarını belirlemesiyle başlamak gerekmektedir. Önce bireysel sınırlar belirlenmeli, bu sınırlar çerçevesinde davranmaya özen gösterilmeli, sonrasında halka halka, sosyal çevreye dair sınırlar belirlenerek, sınır ihlallerine izin verilmemelidir. Sınır problemlerinin yaşandığı ilişkilerde, iletişimsel ve ilişkisel çok boyutlu sorunlar gözlemlenebilmektedir. Sınır sorunlarının geniş aile yapısında olan ailelerde, daha sık görüldüğü bilinmektedir.
  3. İlişkisel Temel İhtiyaçların eksilmesine, azalmasına ya da kaybolmasına bağlı yaşanan sorunlar; Bir ilişkinin sürekliliği için, ilişkisel bir takım temel ihtiyaçlara gereksinim duyulmaktadır. Örneğin aşk, hataların tolere edilebilmesini kolaylaştırılmakta, romantizm, monotonluğu kırmakta, saygı, bireyler arasındaki ilişkinin kalitesini arttırmakta gibi... Bu temel ihtiyaçların, çiftlerin birbirini kaybetme korkusunun azalmasına bağlı olarak zaman içinde önemini yitirmesi ve sergilenme eğiliminin azalması neticesinde, körelerek, kaybolduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, çiftler arasında çeşitli sorunların yaşanmasına neden olabilmektir.

 

Terapi Süreci

            Çiftin birlikte değerlendirildiği, çiftlerin ve gerekiyorsa çocukların sürece dahil edildiği, çeşitli yaklaşımların bütüncül olarak kullanıldığı bir dizi çalışmayı içermektedir.

 

                                                                                                                                                                                                             

.

...

Uzman Psikolog desteği için iletişime geçin

BENİ ORAYA GÖTÜR