Cinsellik Eğitimi

CİNSELLİK EĞİTİMİ 

"Cinsel sömürünün yaşandığı bir ortamda, bu konuda bilgi edinme hakkında en çok çocuklar sahiptirler"

Cinsellik eğitimiÇocuklarda cinsel eğitimle ilgili en çok merak edilen konu, cinselliğin hangi yaş döneminde konuşulmasıdır. Burada, ailelerin düştüğü en büyük yanılgı, cinselliğin, sadece 13-14 yaşlarında konuşulması gereken bir konu olduğunu düşünmeleridir. Oysa çocukların değişik yaş dönemlerinde, değişik cinsel bilgilere gereksinimleri vardır. Bu nedenle cinsellik eğitimini, kısa bir bilgi aktarımı yerine doğumdan itibaren başlayan, uzun bir süreç olarak değerlendirilmelidir.

Yaş Dönemlerine Göre Konuşulması Gereken Cinsel Konular    

0-2 Yaş Dönemi; Bu dönemde çocuklar, bezlenirler. Doğumdan itibaren, bez değiştirirken, "şimdi altını değiştireceğiz, çiş veya yaptığın için, bezini değiştirmek zorundayız, yoksa popon pişer." gibi cümlelerle, cinsel organına dokunma nedeninizi açıklamanız, çocuğun, neye maruz kaldığı hakkında bilgilenmesine ve kendisini güvende hissetmesine neden olur. İlk dönemde, bazı yeni doğanlar, bez değiştirmeye karşı aşırı tepkisel olabilirler. Bunun nedeni, çişlerini ya da kakalarını, kendi vücutlarının bir parçası, bir organı gibi değerlendirmeleridir. Bu nedenle bez değiştirirken ağlama reaksiyonu gösterebilirler. Sizin yaptığınız işleme dair çocukla konuşmanız, onu bu "bir parçamı kaybediyorum" düşüncesinden yavaş yavaş kurtulmasını sağlayacaktır.

2-3 Yaş Dönemi; Bu dönemlerde, çocuklar vücutlarını araştırma eylemiyle fazlasıyla meşgullerdir. Vücudumuzun değişik kısımlarının işlevi nelerdir, erkekler ve dişiler birbirinden nasıl ayrılır, bu konulara ilgi duyar ve bu konuları araştırmaya yönelik çeşitli faaliyetlerde bulunurlar. İki yaş döneminde, tuvalet eğitimi sırasında, dışkılama, çok farklı bir olay şeklinde değerlendirilir. Çocuğa, tuvalet eğitimi sırasında, cinsel organları tanıtılabilir. Örneğin, erkek çocuğuna," işte bu senin penisin, bu organ senin üremene ve çiş yapmana yardımcı olacaktır. Çişin geldiği zaman, buradan dışarıya akacak. Çişini tutmak, ya da bırakmak senin elinde, bunu zamanla öğreneceksin." şeklinde bir açıklama yapmak ve benzer şekilde anüsü tanıttıktan sonra  tuvalet eğitimine geçmek, çocuğun, cinsellik konusundaki eğitimine katkı sağlayacaktır.

Bu dönemde, çocuğa anlatılması gereken önemli bir husus da; çocuğun özel bölgeleridir. Özellikle 3 yaş döneminde, cinsel dürtülerin aktif olması ve çocukların, anne-babalarını taklit etme yönündeki ciddi merakı, cinsel eylemlere daha çok yönelme isteğine neden olabilir. Televizyonda veya başka ortamlarda karşılaştıkları, "öpüşme-dokunma" gibi cinsel eylemler, çocuk için ciddi bir merak kaynağıdır ve bu eylemleri tekrarlamaya yönelik bir heves duyabilirler. Bu heveslerinin, kötü niyetli insanlar tarafından suiistimal edilmemesi için, çocuklara özel bölgeleri tanıtılmalıdır. Çocuğa dudakları, memeleri, cinsel organı ve anüsü gösterilerek; "bu senin dudağın, bu senin memelerin, bu senin vajinan ya da penisin ve bu da senin anüsün, bunlar senin özel bölgelerin ve buralara senin iznin olmadan hiç kimse dokunamaz, dokunmaya çalışan olursa, buna izin verme hemen oradan uzaklaş ve bunu hemen, annene, babana, ağabeyine, ablana, büyükannene ve büyükbabana anlat" şeklinde bilgi verilmelidir.

5-6 Yaş Dönemi; Bu dönemlerde, çocuklarda gözle görülür bir cinsel merak ya da cinsel eylem görülmemekle birlikte, cinselliğe duyulan merak, örtük bir şekilde çocuk tarafından oynanan "doktorculuk, evcilik" gibi oyunlarda kendini gösterir. Bu oyunlar evrensel olup, tamamen zararsızdır. Hatta çocuğun sağlıklı cinsel gelişimi için, önemli bir role sahiptirler. Bu tür oyunları oynamaları yasaklanmamalıdır. Hatta evcilik oyununa siz de dahil olup, aile içindeki roller hakkında çocuğunuza bilgi verebilirsiniz.

7-9 Yaş Dönemi; Bu dönemde de çocuğun, cinselliğe duyduğu merak gizlenmiş durumdadır. Çocuk daha çok sosyalleşmeye, akran grubu ile oynamaya yönelmiştir. Kızlar, kız çocukları ile, erkekler ise hemcinsleri ile oynama eğilimindedirler. Bu süreçte, çocuk yavaş yavaş ergenlik konusunda bilgilendirilmeye başlanmalıdır. Ergenlik döneminin ne olduğu, insan gelişimindeki rolü ve ergenlikte meydana gelen fizyolojik değişiklikler hakkında, çocuğa ufak bilgilendirmeler yapılmalıdır. Örneğin, ergenlik döneminin başlama ve bitiş yaşının her bireyde farklılık gösterdiği, kiminin 9 yaşında ergenliğe girebilirken, kiminin ergenliğe girmesinin daha geç yaşları bulabildiği, bu dönemde, burunda büyüme, yüzde sivilcelenme, kızlarda memelerin büyümesi, erkeklerde sesin kalınlaşması, çatallaşabilmesi gibi değişikliklerin olduğu gibi bilgiler verilirken, 9 yaşına giriş itibariyle, kızlara regl döneminin anlatılması gerekmektedir.

13 yaş ve Sonrası; Bu dönemde, gençler ne kadar suçluluk duysalar da, elleriyle cinsel organlarına dokunmaya, cinsel organlarını hissetmeye ve keşfetmeye yönelirler. Bunun normal bir süreç olduğu, utanılması ya da suçluluk duyulması gereken bir konu olmadığı, bireyin içinde bulunduğu gelişim dönemin bir özelliği olduğu anlatılarak, mastürbasyon ve mastürbasyonun görevi hakkında bilgi verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, cinsel problemlerin en büyük nedeni, cinselliğin konuşulmadığı, ayıp ve yasak sayıldığı ortamlarda yetişmek, cinsel dürtüyü baskılamaya çalışmaktır. Oysa, bu dürtünün, toplumun kabul edeceği şekillerde boşaltılması konusunda genci yönlendirmek, kem kişilik gelişimi hem de cinsel gelişimi için son derece önemlidir. Mastürbasyonun, ayıp ya da yasak olmadığı, bunun ergenlik dönemine girilmesi ve hormonların değişiklik göstermesi ile cinsel dürtünün artmasına bağlı olarak ortaya çıktığı, bunun uygun zamanlarda, kişinin tek başınayken yapabileceği bir cinsel aktivite olduğu, çocuğa anlatılmalıdır.

Cinsel eğitimin amacı; cinselliğin, normal bir olay olduğunu, çocuğa kavratmaktır. Bu da ancak, çocuğa bu konuya dair bilgi vererek, çocuğun karar verme becerisi kazanmasına yardımcı olarak ve bu konuya ilişkin değerleri anlatarak sağlanabilir. Yapılması gereken bu üç ana unsurdan, en kolay olanı ve belki başlamak için en doğru olan nokta bilgi vermektir. Çünkü gerçekler bellidir. Cinsellikle ilgili aktarılabilecek bilgileri çeşitli ansiklopedilerden, kitaplardan, hatta dergilerden elde ederek, çocuklara aktarmakta fayda var. Diğer önemli unsur ise değerlerin aktarımıdır. Çocuğun verilen bilgiyi anlamlandırıp, kavrayabilmesi ve aldığı bu bilgiyi nasıl kullanacağına karar verebilmesi için, kendi değer sisteminde bir noktaya yerleştirmesi gereklidir. Peki bu nasıl yapılmalıdır? Çocuklara değerlerin, toplumun kabul ettiği davranışlar temelinde, öznel olarak değişiklik gösterdiği, birinin doğru olarak kabul ettiği bir davranışın, başka biri için yanlış sayılabileceği, çocuğun yaş dönemine uygun örneklerle anlatılmalıdır.

Ebeveynler çocuklarını cinsel konularda bilgilendirmekte neden zorlanırlar? Bu konuda anne-babaların karşı karşıya olduğu en büyük engeller; 1. Cinsellik hakkında konuşmaktan duydukları utanç, 2. Kendi cinsel zayıflıklarından duydukları korku ve 3. çocukların edindikleri cinsel bilgileri nasıl kullanacakları konusundaki kaygılarıdır.

Ebeveynlerin Cinselliği Konuşmadaki Tedirginliklerinin Nedenleri

  1. Cinselliğin özel ve tartışılması gereken bir konu olduğu durumunun çocuklara öğretilmesi meselesi, başlı başına bir tedirginliğe neden olmaktadır.
  2. Ebeveynin bu konuda bir uzman olmadığının ortaya çıkmasından ve kötü bir eğitici olmaktan duyduğu korku,
  3. Cinselliği yaşıyor olmanın, verdiği utanç,
  4. Cinsel hayatınızın daha iyi olması yönünde yapılan öz eleştiri,
  5. Çocuğunuzun da cinsel duyguları olduğunun farkına varmanın neden olduğu psikolojik gerilim,
  6. Sizin de cinsel hislere sahip olduğunuzun ortaya çıkacağı gerçeğinin verdiği utanç...

Bunların hepsi, ebeveynlerin, cinsellik hakkında konuşmaktan tedirgin olmalarına neden olan faktörlerdir. Bu tedirginliği ortadan kaldırmanın ilk adımı; kişinin kendi içinde, cinselliğin doğuştan fıtratımızda var olan ve hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için gerekli, karşı konulamaz bir dürtü olduğunu kabul etmektir. Şöyle düşünün, her hak dinde, cinsellikle ilgili yasaklar vardır. Bunun nedeni, insanın kontrol edemediği, kendisini uzak tutamadığı tek dürtünün cinsellik olmasıdır. Ancak bu yasaklara rağmen, cinsellik tamamen hayatımızdan çıkarılmamıştır. Bu dürtünü doyumu için, mastürbasyona bir noktaya kadar izin verilmiş, evlilik gibi oldukça kutsal bir müessesenin kurulmasına izin verilmiştir.

Cinselliğin, doğal bir süreç olduğunu, baskılandığında çok çeşitli psikolojik ve davranışsal problemlere neden olabileceğini, toplumun kabul edebileceği şekillerde doyurulması gereken bir olgu olduğunu kabul etmenize rağmen, çocuğunuzla cinsellik hakkında konuşurken zaman zaman gerilebilirsiniz. Böyle durumlarda, içinde bulunduğunuz hissiyatı dürüstçe çocuğunuza ifade etmeniz, hem sizin tedirginliğinizi azaltacak, hem de çocuğunuzun saygısını kazanmanıza neden olacaktır. Örneğin, tıkandığınızda ve cümleyi nasıl kuracağınızı ya da toparlayacağınızı şaşırdığınızda; "doğrusunu söylemem gerekirse, bu konuda konuşmak, sana doğru bilgileri aktarmaya çalışmak, benim için de oldukça zor, bu nedenle kendimi biraz gergin hissediyorum, ama bu tür bilgileri arkadaşlarından ya da yanlış kaynaklardan edinmen yerine, doğrusunu benden öğrenmenin, senin için önemli olduğunu düşündüğüm için, seninle bu konuşmayı yapma gereksinimi duydum." şeklinde samimi bir itiraf, sizin de çocuğunuzun da tedirginliğini ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

 

 

.

...

Uzman Psikolog desteği için iletişime geçin

BENİ ORAYA GÖTÜR